İş Ve Sosyal Güvenlik Hukuku

İş ve Sosyal Güvenlik hukuku geçmişten günümüze çalışma hayatımızdaki haklarımızı düzenleyen kurallar bütünü olarak öneme sahiptir.

Çalışma ilişkileri insanlık tarihi kadar eski bir süreye dayanır. Tarihin hemen her döneminde insan değişik statülerde çalışma hayatında varlığını sürdürmüş; sanayi devrimi ile birlikte ise işçi statüsünü kazanmıştır. Bu sebeple iş hukukunun temelleri sanayi devrimi ile atılmıştır demek doğru olacaktır. Sanayi devrimi ile birlikte yaşanan rekabet ortamı işverenleri, daha ucuza üretim yollarını aramaya itmiştir. Sonuç itibarı ile çocuk ve kadınlar, uzun süreli, düşük ücretli işlerde çalıştırılmaya başlanır. Fakirlik ve sömürü son derece büyük boyutlara varmıştır. Neticede devlet pasif rolünü bırakarak çalışma hayatına müdahale etmiştir. Sendikalaşma yasakları kalkar ve sendikalaşma süreci başlamış olur. Sendikaların güç kazanması ile toplu iş sözleşmeleri yapma hakkı doğmuştur. Böylece işçiler çalışma koşullarının düzenlenmesinde söz sahibi olurlar. Bu gelişme sonucunda ise iş hukuku doğmuştur. Çalışanlarla, çalıştıranlar ve bunların örgütleri ile devlet arasında ki ilişkileri düzenleyen kurallar bütünü olarak tanımlayabiliriz. İş ve sosyal güvenlik hukuku güçlü olan işveren karşısında ekonomik olarak güçsüz ve bağımlı olan işçinin korunmasını sağlamaktadır. Herhangi bir anlaşmazlık ya da çatışma durumunda daima işçi yararına ilkesi geçerli olmakta ve işçinin yararı gözetilerek karar alınmaktadır. Burada amaç bağcıyı dövmek değil; üzüm yemektir. İşçinin yararı gözetilse de işverenin de hakları karşısında adalet gereğini daima yapmaktadır. Sosyal haklar, maaş, tazminat, izin hakları, dinlenme hakları,  emeklilik ve sigorta gibi birçok konuda uğradığınız haksızlıklara bir son verebilirsiniz.

İş Ve Sosyal Güvenlik Hukukundan Hangi Durumlarda Destek Almalıyız?

Günümüzde işverenler ne yazık ki hala görevlerini yerine getirmekten imtina etmektedirler. Birçok sektörde uzun çalışma saatleri, ödenmeyen mesailer ve maaşların tam beyan edilmemesi sonucu sigortaların eksik yatması gibi birçok haksızlık devam etmektedir. Sigortasız çalıştırma, işçilerin aleyhine yapılan sözleşmeler, sebepsiz işten çıkartmalar, yol, yemek ücretlerinin ödenmemesi, işçiye birden fazla iş yüklenmesi, iş güvenliği şartlarına uyulmaması, düşük ücretle çalıştırılan kadınlar; anne adaylarının işten çıkartılması ve daha nice olumsuzluklar maalesef sürmektedir. Son yıllarda en önemli sorun haline gelen mobing birçok kişinin canını yakmakta ve psikolojisini alt üst etmektedir. İşverenler maliyet düşürmeye önce işçiden başlamaktadır. Tazminat ödememek, düşük ücretle çalıştırmak, birden fazla iş yaptırmak gibi birçok konuda adeta uzmanlaşmışlardır. Tam tersi durumlarda yok mudur vardır elbette. İşçiler arasında da işverenleri mağdur etme eğiliminde olanlar mevcuttur. İşe gelmeyenler, geç gelenler, verilen işi yapmayanlar, zimmetine para geçirenler vb. gibi birçok suçu işleyen işçiler de tabi ki bulunmaktadır. Bu tür çatışmalarda yaşanan süreçleri mahkemeye taşımak kaçınılmazdır. Hak arama çabası son derece önemlidir. Çünkü eşi benzeri görülmemiş davalarda bile alınacak sonuçlar sonrakiler için emsal karar teşkil edecek ve belki de çok önemli bir haksızlığın önüne geçecektir. Daima İş ve sosyal güvenlik hukuku ile bize sunulan haklardan faydalanmalı ve avukat desteği ile yola çıkarak hakkımızı aramalıyız.

İş Davalarında Sonuç Alabilir miyim?

İşçi olarak birçok hakka sahibiz. İspat niteliği taşıyan belgeler ve şahitlerin varlığı ve iyi bir avukat ile dava sonuçları yüz güldürücü olmaktadır. Bu sebeple asla boş vermemeli ve mümkünse olaylar başımıza geldikten sonra değil; gelmeden önce avukat desteği almalıyız. Böylece neler yapabileceğimizi; içinde bulunduğumuz durumdan nasıl kurtulabileceğimizi, hakkımızı nasıl arayabileceğimizi çok daha iyi öğrenmiş ve önlemlerimizi en doğru şekilde almış oluruz. Hasta olmadan doktora gitmek gibi olay vuku bulmadan avukata gitmek aynı şeydir. İş ve Sosyal güvenlik avukatı en başından en sonuna kadar bizleri koruyucu önlemler almamızı sağlayacak; herhangi bir durumda da haklarımızı son kuruşuna kadar alacaktır. İstanbul iş ve sosyal güvenlik hukuku davaları ya da danışma süreçleri ile ilgili olarak Uyar Legal Hukuk Bürosu olarak tüm zor anlarınızda yanınızdayız. Hak arama yolunda tecrübeli avukatlarımız ile daima sizlere destek olmaktayız. Ses çıkaran, hakkını arayan herkes sadece kendini değil; kendisi ile aynı durumda olan herkesi hak arama yolunda cesaretlendirecek adımları atacaktır. Böylece sömürü ve gelir adaletsizliği, mobing gibi birçok yanlışın önüne geçebilmenin yolu açılacaktır. Haklarımızda ne kadar ısrarcı olursak o kadar yaşananların önüne geçebiliriz. Küçük adımlar çok büyük kitlelere umut olabilmektedir. Ayrıca iş davaları son derece hızlı bir şekilde sonuçlanmaktadır ve çok yüksek oranda işçi lehine sonuçlanmaktadır. Yıllarca gecenizi gündüzünüze kattığınız; ailenizden çok iş yerinizde mevcudiyet gösterdiğiniz ve emeğinizin karşılığını alamadığınız durumlarda yine sizlerin yanındayız. Kıdem tazminat davaları ile hakkınızı size teslim edecek olan adalet için gereken tüm mücadeleyi vermek için buradayız. Hatta yaşadığınız tüm üzücü olayların sonucunda işe iade davası ile kaybettiğiniz işinize geri dönmeniz dahi mümkün. Yeter ki siz hakkınızı aramaya hazır olun ve avukatınız ile yola çıkın. İş hukukunun tanıdığı haklardan faydalanmak için gerekli zaman aşımı sürelerini geçirmeden harekete geçmeniz gerekmektedir. Böylece haklı davanızda hızlı sonuç alma şansına sahip olmuş ve emeklerinizi çöpe atmamış olursunuz.

İş hukuku ve sosyal güvenlik iş kazalarından doğan tazminat davası konusunda da işçiye çok ciddi kazanımlar sağlamaktadır. İşveren iş ve sosyal güvenlik hukuku çerçevesinde önlemlerini almadığı ve işçi geçirdiği kazada hayatını kaybettiği veyahut iş göremez hale geldiği durumlarda çok ciddi yaptırımlar söz konusudur. İşçinin kendisi ve ailesi ciddi tazminatlar hak etmektedirler. Hak verilmez daima alınır. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında işçi ya da işçi ailesi sonuna kadar mücadele etmelidir. Alanlarında uzman avukatlarımız her alanda olduğu gibi bu konuda da hızlı ve net sonuçlar alabilmektedirler. Tüm bilgi ve tecrübemizle daima yanınızdayız. Tüm soru ve sorunlarınızla ilgili olarak bizlere dilediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. Adalet herkesin olduğu gibi sizin de hakkınız ve Uyarlegal hukuk bürosu olarak haklarınızı korumak adına buradayız. Tek yapmanız gereken bizlerle iletişime geçmek.

Haftalık Çalışma Sürem Ne Olmalıdır?

İşverenler belirli bir sürenin dışında çalıştırdıkları her saat için ayrıca mesai ödemek durumundadırlar. Haftalık çalışma süreleri 45 saati geçmemelidir. Geçtiği takdirde çalıştığı süre kadar ücret almaya hak kazanacaktır.

Mesai Ücreti Ne kadardır?

45 saatin üzerinde ki her saat için saat başına aldığınız ücretin %50’si tutarında yükseltilerek ödenir. 45 saatin altında çalışıyorsanız bu oran %25 olarak belirlenmektedir.

İş Davalarında Zaman Aşımı sürem ne kadardır?

Kanunumuzda işçi alacakları için zaman aşımı süresi 5 yıldır. Bu süre zarfında tüm alacaklar ve yasal haklar talep edilmelidir.

 

Kıdem Tazminatı Olarak Ne Kadar Ücret Alırım?

İş kanununa göre işçinin işe başladığı tarihten hizmet sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işveren işçiye 30 günlük ücret kadar kıdem tazminatı öder.

Kadın İşçilere Doğum İzni Ne Kadardır?

Kadın işçiye; on altı haftalık sürenin tamamlanmasından ya da çoğul hamilelik halinde on sekiz haftalık süreden sonra altı ay ücretsiz izin verilmektedir. Sağlık durumuna bağlı olarak işçi isterse son üç haftaya kadar çalışmaya devam edebilir.

İşçi aynı zamanda iki farklı işte çalışabilir mi?

Eğer sözleşmede aksi belirtilmediyse işçi iki farklı işte çalışma hakkına sahiptir. Ancak eğer sözleşmede bu konuda bir yasaklama ya da kısıtlama var ise işçi sözleşmeye uymak zorundadır. Aksi takdirde güveni kötüye kullanmış olur.